2016 Avrupa futbol şampiyonası elemeleri A grubu 7.maçlar öncesi grupta 8 puanla İzlanda, Çek Cumhuriyeti ve Hollanda'nın ardından 4.sırada yer alan A milli futbol takımı, Letonya karşısında sahaya coşkulu bir taraftar grubunun da etkisiyle mutlak üç puan parolasıyla çıktı.Fatih Terim'in sahaya sürdüğü onbir sürpriz olarak gözükse de kendisini tanıyanlar için gayet sıradan bir tercihti.
Maça etkili başlayan milli takım Volkan Şen ile girdiği üç tane mutlak posizyondan yararlanamadı.O toplar fileyle buluşsa bu yazının içeriği belki de farklı olabilirdi ama olmadı.Letonya zaman zaman Caner'in geride bıraktığı boşluğu kullanarak etkili olmaya çalışsa da çok da tehdit edemedi Volkan'ın koruduğu kaleyi.
İkinci yarıya her iki takımda oyuncu değişikliğine gitmeden başladı.Kısır geçen ilk 10 dakikanın ardından Terim 55. dakikada Volkan Şen'i oyundan alıp Umut Bulut'u sağaya sürdü, daha sonra 58.dakikada Gökhan Töre'yi çıkarıp yerine Şener Özbayraktar'ı alarak kendisinin çok sevdiği taktik olan 4-4-2'ye döndü. Bu değişikliklerin ardından Ozan orta sahaya Selçuk İnan'ın yanına, Şener ise kendi mevkisi olan sağ beke geçti.Sol kanada Arda, sağ kanada ise Hakan'ın geçmesinden sonra ileride Umut ve Burak ikilisi ile gol aramaya başladı A milliler.
Bu değişikliklerle baskısını artıran milli takım etkili olmaya çalışşsa da bir türlü organize atak üretemedi ve golü uzaktan şutlarla aramaya başladı.Letonya kalecisi Vannis'inde gününde olmasından dolayı bir türlü gelmek bilmeyen gol en sonunda 77.dakikada Selçuk İnan'ın ceza sahası dışından çektiği muazzam şutun kalecinin bakışları arasında filelerle buluşması sonucunda geldi.
Biz bitti demeden bitmez... Maçın bitmesine 13 dakika kala her ne kadar gerizekalı gibi tekbir getirenr adamlardan oluşsa da taraftarının önünde istediğin sonuca ulaşmışsın, maçlar bu şekilde biterse rakibin Hollanda'nın bir puan üzerine çıkacaksın.Tek yapman gereken kontrollü bir futbol oynayıp oyunu elinde tutmak ve maçı bu skorla bitirmek veya becerebiliyosan bir gol daha atıp tabela yapmak.(Yazar burada Önder Özen'e selam çakıyor) Kağıt üzerinde çok kolay duruyor ve taraftar galibiyetten emin.Golden sonra kontrol bende dercesine abuk subuk bir hareket yapan ''bay ego'' bunu akıl edememekten yoksun ve sahadaki takım hala ne yapması gerektiğini bilmiyor .Burak Yılmaz yerine Mehmet Topal hamlesi mantıklı gözükse de takım savunmasından bir haber olan Fatih Terim ve öğrencileri son dakikada golü bir şekilde yemesini beceriyor ve önlerine altın tepsiyle sunulan şansı geri çeviriyor.
Kendimi bildim bileli milli takım savunma yapmasını beceremiyor.Hatta sadece milli takım ile kısıtlamamak lazım bu hastalığı.Türk futbolcusu savunma ya-pa-mı-yor.Nerde durmaları gerekiyor, nerde basmaları gerekiyor, oyunu nerde soğutmak lazım, set oyunu nedir, geri çekilmek nedir bi haberler. Sürekli oynamaya çalıştıkları kontrolsüz, saçma sapan bir hücum futbolu.Her maçta değişen ilk 11. Ülkede bir tane bile giderilemeyen kaleci, stoper ve santrafor eksiklikleri.Sorun çok ama çok büyük. İyi olanların değil popüler olanların ve teknik direktörle ilişkilerinin iyi olanların çağrıldığı, profesyonellikten çok uzak yozlaşmış bir milli takım.Tüm bu olumsuz etkenlere rağmen yine de bitmek bilmeyen bir özgüven.İçi boş bir özgüven daha doğrusu.Ne kadar güçlü olursan ol rakibin ne kadar zayıf olursa olsun şu tarz bir 11 ile sahaya çıkmak nasıl bir zihniyetin ürünüdür merak ediyorum.
Orta sahada bir tane bile kesici özelliklere sahip olan, adama basan, ısıran futbolcu yok.Tamam hepsi kaliteli futbolcular ama bu mantıkla o zaman, elinde Neymar, Ronaldo, Messi, Suarez,Hazard varsa hepsini sahaya süreceksin demekki.Böyle bir saçmalık olabilir mi? Hücum futbolu bol hücumcuyu aynı anda sahaya sürerek mi oynanır? Hali hazırdaki en iyi çift yönlü orta sahan olan Ozan Tufan maça neden sağ bek olarak başlar.Şener sakat ise neden ikinci yarıda oyuna girdi.Ayrıca Fenerbahçe olmasa demek ki milli takım bir tane bile sağ bek çıkaramayacak.Elinde Olcay Şahan gibi gol ortalaması Türkiye standartlarında gayet yüksek olan bir sol kanadın var bu adam ikinci yarıda oyuna neden girmez? Maç boyunca sürekli sağdan ve soldan orta yağmuruna tutulan Letonya ceza sahasında neden bir tane bile çıkıp yükselip kafayı yapıştıran kırmızı formalı topçu yok? Nedeni çok belli değil mi? Çünkü elinde bir tane bile hava toplarında etkili, güçlü, savunmayı yıpratan, orta sahalar ise verkaça girip duvar görevi görebilen santraforun yok.Burak Yılmaz iyi bir golcü olabilir ama bu özelliklerin hiç birine sahip değildir bunu görebilmek bu kadar mı zor? Cenk Tosun oyunda olsaydı golcü sezgileri ve bitiriciliği ile inanıyorum ki skora etki edebilirdi.Fakat kendisinin yerine Batuhan tercih edildi A ve B planı sekteye uğrarsa olası C planının başrol oyuncusu olarak.
Uzun lafın kısası milli takımın artık mentalite olarak çok büyük değişime gitmesi gerekiyor.Belki hafta sonunda bir sürprize imza atıp Hollanda karşısında galip gelebilirler ama bu uzun vadede hiç bir şeye ilaç olmaz. Artık gereksiz özgüven bırakılıp her rakibe karşı defansif ve kontrollü bir oyun sergilenmeli.Türkiye, bırakın Almanya, İspanya, Brezilya seviyesinde olmayı bir İzlanda,Yunanistan veya Bulgaristan seviyesinde bile değil.Haddimizi bilip ona karşı oynamalıyız, hiç bir zaman çok iyi bir kadroya sahip olamadık ve olamayacağız .Bakmayın siz spor yazarlarının atıp tuttuğuna, milli takımın kadrosu gerçekten çok vasat.Takımda bir tane stoper bir tane kaleci bir tane santraforumuz yok.Sedece orta saha oyuncuları kaliteli. O da Fatih Terim'in absürd tercihlerinden dolayı heba oluyor.Koskoca Fatih Terim'den iyi mi biliyorsun sen diyecek olan bir sürü adam çıkacaktır şimdi.Ülkede böyle bir hastalık da mevcut tabi.Otoritenin her zaman ve her durumda haklı olduğu algısı.Eğer bir işi yapmıyorsan o işi yapanları kesinlikle ama kesinlikle eleştiremezsin. Eleştirim kardeşim eleştiririm, gayette çok sert bir şekilde eleştiririm.Hatta yeri geldiğinde bırakın yapıcı olamayı, yıkıcı olmaktan hiç çekinmem. Hele hele '' Ders almam ders veririm'' demekten çekince duymayan sayın Terim'e gayette ders veririm. Ben ömründe bir tek teknik adamı bile eleştirmemiş ben '' Scott Marry'' gözümü bile kırpmadan eleş... neyse Yaşar ustaya bağlamayayım.Şimdi sakin olup elimdeki klavyeyi yavaşca yere bırakmanın vakti.Esen kalın.
Not:Milli maç haftası mutsuzluktur.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder